<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Canım Yavrum</title>
	<atom:link href="http://nrcnzr.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://nrcnzr.wordpress.com</link>
	<description>“Evlâd kokusu, cennet kokusudur.”</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Apr 2010 21:23:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='nrcnzr.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Canım Yavrum</title>
		<link>http://nrcnzr.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://nrcnzr.wordpress.com/osd.xml" title="Canım Yavrum" />
	<atom:link rel='hub' href='http://nrcnzr.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Dikkat! Saçları hergün yıkamak zararlı</title>
		<link>http://nrcnzr.wordpress.com/2010/04/29/dikkat-saclari-hergun-yikamak-zararli/</link>
		<comments>http://nrcnzr.wordpress.com/2010/04/29/dikkat-saclari-hergun-yikamak-zararli/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Apr 2010 21:12:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nrcnzr</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://nrcnzr.wordpress.com/?p=440</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanından uyarı: Saçların her gün yıkanmasının derideki koruyucu bakterileri yok ederek kepeklenme ve dökülmeye neden olabilir. Yağlı saç sorunu nasıl çözülür? Sağlıklı bir saç için saçlar haftada kaç kez yıkanmalı? Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşin Köktürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, saçlı derinin kendine özgü koruyucu florası olduğunu, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=nrcnzr.wordpress.com&amp;blog=6852507&amp;post=440&amp;subd=nrcnzr&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanından uyarı: Saçların her gün yıkanmasının derideki koruyucu bakterileri yok ederek kepeklenme ve dökülmeye neden olabilir. Yağlı saç sorunu nasıl çözülür? Sağlıklı bir saç için saçlar haftada kaç kez yıkanmalı?<span id="more-440"></span></p>
<p>Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşin Köktürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, saçlı derinin kendine özgü koruyucu florası olduğunu, bakımının özenle yapılması gerektiğini söyledi.</p>
<p>Bazı kişilerin &#8221;çok yağlı&#8221; diyerek saçlarını sık aralıklarla yıkadığını belirten Prof. Dr. Köktürk, &#8221;Bu davranış doğru değil, sık yıkamakla yağlı saçlardan kurtulunmaz. Sık yıkamak saçlı derinin koruyucu florasını bozar&#8221; dedi.</p>
<p>Saçları sık yıkamanın derideki koruyucu bakterileri yok ederek kepeklenme ve saç dökülmesine yol açabileceğini kaydeden Köktürk, &#8221;Koruyucu tabaka yok olduğu gibi deride istenmeyen bakteri ve mantarların üremesine de neden olabilir. En sağlıklı olanı saçların haftada 3 gün PH değeri 5,5 olan şampuanla yıkanmasıdır. Ayrıca yıkama sırasında çok sıcak su yerine ılık su kullanılmalı&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Köktürk, saçlarda jöle ve boya gibi fiziksel ve kimyasal uygulamaların uzun süre kalmamasını önerdiklerini belirterek, &#8221;Bu ürünler de saçın ve saç derisinin doğal yapısını bozuyor, saçları   güçsüzleştiriyor. Saçın maruz kaldığı kimyasal etkinin uzamaması için jöle kullanan kişiler gün sonunda saçlarını muhakkak yıkamalı&#8221; dedi.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/nrcnzr.wordpress.com/440/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/nrcnzr.wordpress.com/440/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/nrcnzr.wordpress.com/440/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/nrcnzr.wordpress.com/440/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/nrcnzr.wordpress.com/440/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/nrcnzr.wordpress.com/440/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/nrcnzr.wordpress.com/440/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/nrcnzr.wordpress.com/440/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/nrcnzr.wordpress.com/440/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/nrcnzr.wordpress.com/440/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/nrcnzr.wordpress.com/440/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/nrcnzr.wordpress.com/440/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/nrcnzr.wordpress.com/440/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/nrcnzr.wordpress.com/440/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=nrcnzr.wordpress.com&amp;blog=6852507&amp;post=440&amp;subd=nrcnzr&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://nrcnzr.wordpress.com/2010/04/29/dikkat-saclari-hergun-yikamak-zararli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/e8fe507da50cd277c202aadbfdba05dd?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">nrcnzr</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Stresten kurtulmak için bir ipucu</title>
		<link>http://nrcnzr.wordpress.com/2010/04/29/stresten-kurtulmak-icin-bir-ipucu/</link>
		<comments>http://nrcnzr.wordpress.com/2010/04/29/stresten-kurtulmak-icin-bir-ipucu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Apr 2010 21:11:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nrcnzr</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://nrcnzr.wordpress.com/?p=438</guid>
		<description><![CDATA[Cep telefonları başta olmak üzere elektronik cihazlardan yayılan dalgaların yol açtığı elektrostatik yük birikiminden duş alarak kurtulabilirsiniz. Cep telefonları başta olmak üzere elektronik cihazlardan yayılan dalgalardan kaynaklanabilecek elektromanyetik kirliliğin vücutta stres ve yorgunluğa yol açan elektrostatik yük birikimine neden olabileceği,her akşam duş almanın tüm vücudu elektrik yükünden kurtaracağı, insanı stres ve yorgunluktan arındıracağı bildirildi. Dicle [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=nrcnzr.wordpress.com&amp;blog=6852507&amp;post=438&amp;subd=nrcnzr&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cep telefonları başta olmak üzere elektronik cihazlardan yayılan dalgaların yol açtığı elektrostatik yük birikiminden duş alarak kurtulabilirsiniz.<span id="more-438"></span></p>
<p>Cep telefonları başta olmak üzere elektronik cihazlardan yayılan dalgalardan kaynaklanabilecek elektromanyetik kirliliğin vücutta stres ve yorgunluğa yol açan elektrostatik yük birikimine neden olabileceği,her akşam duş almanın tüm vücudu elektrik yükünden kurtaracağı, insanı stres ve yorgunluktan arındıracağı bildirildi.</p>
<p>Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyofizik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Daşdağ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çevredeki tüm akım taşıyan kablolar ile elektrikli aletler, yüksek gerilim hatları, televizyonlar, cep telefonu, baz istasyonları ve bilgisayar gibi cihazların elektromanyetik dalgalar yaydığını söyledi.</p>
<p>Daşdağ, bu elektromanyetik dalgalardan kaynaklanabilecek elektromanyetik kirliliğin de kişide stres ve yorgunluğa yol açan elektrostatik yük birikimine neden olabileceğini ifade etti.</p>
<p><strong>&#8221;İNSANLARI TEMBELLİĞE İTİYOR&#8221;</strong></p>
<p>Prof. Dr. Daşdağ, strese neden olan elektromanyetik kirliliğin en büyük olumsuzluklarından birinin insanları tembelliğe itmesi olduğunu belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8221;Teknolojiyi kullananlar, alınacak bazı önlemlerle elektromanyetik kirlenmeden kaynaklanan ve zararlı olduğu iddia edilen etkileri azaltabilir. Bunun için sağlığımız için beslenmemize dikkat etmekle birlikte elektrikli aletleri olabildiğince kontrollü kullanmamız gerekiyor. Günlük yaşamda bağışıklık sistemini güçlendirici besinlere oldukça fazla yer vermek gerekir. Saçımızı saç kurutma makinesi yerine doğal olarak kurutarak, enerji tasarruflu ve kompakt floresan ampul yerine geleneksel ampulleri kullanarak, cep telefonu yerine kablolu telefon kullanarak evimizdeki elektromanyetik kirliliği en aza indirebiliriz.&#8221;</p>
<p><strong>&#8221;ÇÖZÜMLERDEN BİRİ TOPRAĞA BASMAK&#8221;</strong></p>
<p>Gün içinde maruz kalınan elektromanyetik dalgaların stres ve yorgunluğa neden olduğunu ifade eden Daşdağ, çıplak ayakla toprağa basılmasının veya herhangi bir metale dokunulmasının bu elektrik yükünü boşaltacağını bildirdi.</p>
<p>Aynı şekilde metal gibi iletken olan suyla temasın da elektrik yükünün boşalmasını sağlayacağını belirten Daşdağ, şöyle konuştu:</p>
<p>&#8221;Her akşam duş almak hem tüm vücudu elektrik yükünden kurtararak stresten arındırır hem de sağlıklı bir gece geçirmemizi sağlar. Özellikle elektromanyetik kirliliğin yüksek olduğu alanlarda yaşayanlar, akşamları duş alarak vücutta biriken elektrik yüklerinden arınmalıdır. Böylece, elektromanyetik kirlilikten kaynaklanan stres ve yorgunluk giderilebilir. Gün içinde bunu yapacak zamanı bulamıyorsak elimizi suya tutmamız yani ellerimizi sık sık yıkamamız da vücudumuzdaki elektrik yükünü alır. Bu nedenle hem mikroplardan arınmak hem de elektromanyetik kirlilikten kaynaklanan elektrostatik yük birikiminden korunmak için sık sık ellerimizi yıkayıp her gün duş almalıyız.&#8221;</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/nrcnzr.wordpress.com/438/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/nrcnzr.wordpress.com/438/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/nrcnzr.wordpress.com/438/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/nrcnzr.wordpress.com/438/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/nrcnzr.wordpress.com/438/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/nrcnzr.wordpress.com/438/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/nrcnzr.wordpress.com/438/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/nrcnzr.wordpress.com/438/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/nrcnzr.wordpress.com/438/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/nrcnzr.wordpress.com/438/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/nrcnzr.wordpress.com/438/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/nrcnzr.wordpress.com/438/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/nrcnzr.wordpress.com/438/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/nrcnzr.wordpress.com/438/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=nrcnzr.wordpress.com&amp;blog=6852507&amp;post=438&amp;subd=nrcnzr&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://nrcnzr.wordpress.com/2010/04/29/stresten-kurtulmak-icin-bir-ipucu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/e8fe507da50cd277c202aadbfdba05dd?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">nrcnzr</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Sağlığımız için ilaç gibi bakteriler</title>
		<link>http://nrcnzr.wordpress.com/2010/04/29/sagligimiz-icin-ilac-gibi-bakteriler/</link>
		<comments>http://nrcnzr.wordpress.com/2010/04/29/sagligimiz-icin-ilac-gibi-bakteriler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Apr 2010 21:10:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nrcnzr</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://nrcnzr.wordpress.com/?p=436</guid>
		<description><![CDATA[Normal bir insan vücudunda 100 trilyon bakteri bulunduğunu biliyor musunuz? Peki bu kadar çok bakteri bizi neden hasta etmiyor? Antibiyotikler bu bakterileri yok etmiyor mu? İşte cevapları:  Forbes.com sitesinde yer alan hebere göre, araştırmacılar, bakterilerin sağlığınız için önemli olduğuna inanıyorlar. İyi bakterilerin şeker hastalığından, astımdan koruduğunu, immün sisteminin işleyişine yardım ettiğini ve hatta gırtlak kanserine [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=nrcnzr.wordpress.com&amp;blog=6852507&amp;post=436&amp;subd=nrcnzr&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Normal bir insan vücudunda 100 trilyon bakteri bulunduğunu biliyor musunuz? Peki bu kadar çok bakteri bizi neden hasta etmiyor? Antibiyotikler bu bakterileri yok etmiyor mu? İşte cevapları:<span id="more-436"></span></p>
<p> Forbes.com sitesinde yer alan hebere göre, araştırmacılar, bakterilerin sağlığınız için önemli olduğuna inanıyorlar. İyi bakterilerin şeker hastalığından, astımdan koruduğunu, immün sisteminin işleyişine yardım ettiğini ve hatta gırtlak kanserine karşı da koruyucu rol oynadığını belirten bilimadamları, önemsiz hastalıklarda sık sık kullandığınız aşırı antibiyotiğin ise, iyi bakterilerin kökünü kazıyabildiğini ve obezite oranlarının artmasına neden olabileceğinin de altını çizen araştırmacılar, iyi bakterilerin sağlıklı kalmanıza yardımcı olmaları için yapabileceklerinizi şöyle açıklıyorlar:</p>
<p><strong>Zayıf kalmak:</strong> Cornell Üniversitesi&#8217;nde görevli bilimadamlarına göre, aşırı kilolu insanların sindirim yolundaki bakteriler farklı bir karışım halinde bulunuyorlar. Bakteriler, tam tahıllı gibi karmaşık karbonhidratların hazmedilmesine yardım ediyor. Bağırsaklarda iki tür bakteri (Firmicutes ve bacteriodetes) temel rol oynuyor. Bacteroides, zarları sfingolipidleri içeren nadir bakteriyal organizmalardandır. Bacteroides türleri, bağırsakta koloni oluşturan potansiyel patojenleri ayrı tutuyor, böylece ev sahibine faydalı oluyorlar. Bu bakteri, zayıf insanlarda daha hakim orandadır. Aşırı kilolu insanlarda ise Firmicutes yüzdesi daha yüksek.</p>
<p><strong>Şeker hastalığını önlemeye çalışma: </strong>Geçen yıl Nature dergisinde yayınlanan ve Chicago Üniversitesi&#8217;nde yapılan araştırmada, sağlam bağırsak bakterisine sahip olmanın farelerde genetik olarak şeker hastalığı gelişimini önleyebildiği belirtiliyor. Aynı tip bağırsak bakterisinin insanlarda şeker hastalığını önleyip önlemediği ise henüz tam olarak aydınlatılamadı.</p>
<p><strong>İlaçların etkisini artırabilirsiniz:</strong> 2008 yılında Londra&#8217;da Imperial College&#8217;taki araştırmacılar, yüksek oranda belirli bağırsak bakterisine sahip olanların asetaminofeni (Parasetamol türevi bir analjeziktir. Analjezik ve antipiretik etkileri aspirininkine benzer, ancak antiinflamatuar etkisi zayıftır. Tylenol&#8217;un aktif içeriği) daha yavaş metabolize ettiklerini buldular. Araştırmacılar, bağırsak bakterisi popülasyonlarının ilaçları daha etkili yapmak ve yan etkilerini önlemek için bilinçli olarak yönlendirilebileceğini açıklıyorlar.</p>
<p><strong>Enfeksiyonu önleme:</strong> İyi bakteri katmanları bizi kötü olanlardan koruyor gibi görünüyor. Büyük klinik deneyler, penis üzerinde yaşayan bazı tür bakterilerin sünnet yoluyla ortadan kalkmasının HIV&#8217;in taşınma olasılığını düşürdüğünü gösteriyor.</p>
<p><strong>Bakteriler iyileştiğinizi gösteriyor: </strong>Geçtiğimiz Kasım ayında Nature dergisinde yer alan ve UC-Davis Üniversitesi&#8217;ndeki araştırmacılar tarafından gerçekleştirilen çalışmada, cilt yüzeyinde yaşayan belirli bakterilerin cildi, önemsiz kesiklerden ya da çürüklerden kaynaklanan iltihabı önleyen bir kimyasal ürettiğini belirttiler. Kesik, bakteriyal tabakanın alt katına geçerse, cildiniz şişecektir. Egzema gibi deri hastalıklarında, bilimadamları bu sistemin bozulabileceğini ve karmakarışık olabileceğini tahmin ediyorlar.</p>
<p><strong>Gırtlak kanserini önleme:</strong> Helikobakter pilori, mide ve oniki parmak bağırsağının çeşitli alanlarında yerleşen bir bakteridir. Mide ülserinin temel nedeni olan bakteriyi, doktorlar antibiyotikle imha ediyorlar. Fakat, bunun yanında H.pylori bakterisinin faydalı etkisi de bulunuyor. Epidemiyolojik verilere ve laboratuar çalışmalarına göre, bu bakteri sizi reflü hastalığı ile gırtlak kanserinin bazı türlerine karşı koruyor.</p>
<p><strong>Alerjilere karşı korunma: </strong>Michigan Üniversitesi&#8217;nde görevli mikrobiyolog Gary Huffnagle tarafından yapılan araştırmaya göre, bağırsak bakterileri antibiyotikler tarafından bozulan farelerde alerji görülme riskinin daha fazla olduğu bulundu. Bir teoriye göre, immün sistemi, toksinleri ortadan kaldırmak için bağırsak bakterilerini kullanıyor. Bu sistem bozulduğunda ise allerji ortaya çıkıyor.</p>
<p>ZAMAN</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/nrcnzr.wordpress.com/436/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/nrcnzr.wordpress.com/436/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/nrcnzr.wordpress.com/436/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/nrcnzr.wordpress.com/436/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/nrcnzr.wordpress.com/436/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/nrcnzr.wordpress.com/436/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/nrcnzr.wordpress.com/436/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/nrcnzr.wordpress.com/436/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/nrcnzr.wordpress.com/436/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/nrcnzr.wordpress.com/436/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/nrcnzr.wordpress.com/436/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/nrcnzr.wordpress.com/436/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/nrcnzr.wordpress.com/436/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/nrcnzr.wordpress.com/436/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=nrcnzr.wordpress.com&amp;blog=6852507&amp;post=436&amp;subd=nrcnzr&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://nrcnzr.wordpress.com/2010/04/29/sagligimiz-icin-ilac-gibi-bakteriler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/e8fe507da50cd277c202aadbfdba05dd?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">nrcnzr</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Çocuklar yeni kardeşe nasıl hazırlan malı?</title>
		<link>http://nrcnzr.wordpress.com/2010/04/29/cocuklar-yeni-kardese-nasil-hazirlan-mali/</link>
		<comments>http://nrcnzr.wordpress.com/2010/04/29/cocuklar-yeni-kardese-nasil-hazirlan-mali/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Apr 2010 21:09:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nrcnzr</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ebeveyn Olmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://nrcnzr.wordpress.com/?p=434</guid>
		<description><![CDATA[Kıskançlık duygusu sevilen bir canlı ya da nesnenin paylaşılmasını engelleme ve kısıtlamadır.Kıskançlık, hemen hemen her yaş grubunda hissedilebilir. Fakat bu durum çocuk yaşlarda daha da yoğun yaşanır. İnsanı oldukça mutsuz eden bu duygu çocuklarda önüne geçilemez bir duygu karmaşası yaratabilir. İkinci kardeşin dünyaya gelmesiyle çocuk sahip olduğu her şeyi kaybedeceği ve artık sevilmeyeceği hissine kapılabilir. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=nrcnzr.wordpress.com&amp;blog=6852507&amp;post=434&amp;subd=nrcnzr&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kıskançlık duygusu sevilen bir canlı ya da nesnenin paylaşılmasını engelleme ve kısıtlamadır.Kıskançlık, hemen hemen her yaş grubunda hissedilebilir. Fakat bu durum çocuk yaşlarda daha da yoğun yaşanır. İnsanı oldukça mutsuz eden bu duygu çocuklarda önüne geçilemez bir duygu karmaşası yaratabilir. İkinci kardeşin dünyaya gelmesiyle çocuk sahip olduğu her şeyi kaybedeceği ve artık sevilmeyeceği hissine kapılabilir. <span id="more-434"></span></p>
<p>Kardeş kıskançlığı, kendine acıma, üzüntü, küçük düşme korkusu, can sıkıntısı, öfke, nefret ve intikam alma düşüncelerinin yanı sıra sevgi, koruma ve yakınlık hissetme isteği gibi karışık duyguların bir bileşiminden oluşmaktadır. Çocuklarda çok sık gözlenen kardeş kıskançlığını, anne ve babaların bu durum karşında nasıl davranmaları gerektiğini Dr. Mehmet Yavuz şu şekilde açıkladı.</p>
<p><strong>Eyvah bir kardeşim olacak!</strong></p>
<p>“Çocuklarda kardeş kıskançlığı, annenin ikinci çocuğa hamile olması ile birlikte başlar. Ortalama 3 ile 8 yaş arasında daha yoğun yaşanır. Çünkü bu dönemde çocuklar mantık kavramıyla değil daha çok duygu yönlendirmeleriyle yaşamı analiz ederler. Ufak bir çocuk için yeni bir kardeş çocuğun artık anne ve babası tarafından daha az sevileceğine, bütün ilginin yok olacağına, oyuncaklarının bir başkası tarafından alınacağına işarettir. Çocukların kardeş kıskançlığını yoğun şekilde yaşaması çocukta davranış bozukluklarına, iştah kaybına ve psikolojik birçok rahatsızlığa yol açabilir. Bu durum zamanla bir psikiyatri yardımı gerektirebilir.”</p>
<p><strong>Çocuklarda kardeş kıskançlığı belirtileri nelerdir?</strong></p>
<p>“Bazı çocuklar kardeşlerini kıskandığını açıkça belli ederler. Bebeği sevmediğini, onu istemediğini ve evden gitmesini istediğini söylerler. Bazen bebeğe zarar vermeye veya anne bebekle ilgilendiğinde aşırı tepkiler göstererek buna engel olmaya çalışabilirler. Bazı çocuklarsa kardeşe aşırı ilgi ve sevgi gösterip anne ve babasının kaybettiği ilgisini geri kazanmaya çalışır. Hatta bebeğin ebeveyni gibi davranarak anne- babayı bebeğe dikkat etmesi konusunda uyarabilirler. Kardeşe aşırı ilgi gösteren çocuklar yaşadıkları doğal kıskançlığı bastırmaktadırlar. Bazı çocuklar da ebeveynlerinin olumsuz tepkisini çekmekten korktukları için kardeşlerine aşırı ilgili davranabilirler. Kardeşini kıskanan çocuklar üzüntü, öfke, intikam alma ile sevgi, koruma duyguları arasında çatışma yaşarlar. En sık görülen sorunlar, daha önce kazanılmış davranışlarda gerileme, alt ıslatma, parmak emme gibi durumlarıdır. Bebeksi davranışlarının altında, anne ve babanın kaybettiği ilgisini, rakibinin yöntemiyle geri kazanma çabası yatmaktadır. Huzursuz, öfkeli ve saldırgan davranışlar, evden ayrılma ve okula gitmek istememe sorunları bu dönemde sıklıkla yaşanır. Çocuk yaşadığı durumla başa çıkmakta zorluk çektiğinde stres belirtileri artar ve bu duyguyu baş ağrısı, mide bulantısı gibi belirtiler aracılığıyla bedeniyle ifade edebilir. Anne ile bebeği yalnız bırakmak istemediğinden okula gitmek veya evden başka bir yere ayrılmak istemez. Stresli bir dönem olduğu için kavgacı davranışlar sergileyebilir. Örneğin oyuncaklarına şiddet uygulayabilir. Bazı çocuklarda daha yoğun yaşandığı için kardeşine saldırgan davranışlarda bulunabilir.”</p>
<p><strong>Anne ve babalar kardeş kıskançlığını engellemek için nasıl davranmalıdırlar?</strong></p>
<p>“Ebeveynlerin bilmeleri gereken en önemli şey kardeş kıskançlığının evrensel ve doğal bir duygu olduğudur. Çocuğu bu duygusundan ötürü suçlamak, yargılamak, cezalandırmak son derece yanlıştır. Çocuğun kardeşini, büyük ve değişmez bir mutluluk içinde kabul etmesini beklemek doğru değildir. Öncelikle aile doğumdan önce kardeşi olacağını çocukla paylaşmalı ve yeni düzen için bazı değişikliklerde bulunmalıdır. Gelecek olan kardeşle beraber evdeki düzen farklılaşsa da, ebeveynlerinin ona olan duygularının hiçbir zaman değişmeyeceği anlatılmalıdır. Bebek için seçilen isimde ve eşyalarda çocuğun fikri alınarak aile bütünlüğü vurgulanmalıdır. Çocuğun alışık olduğu ev düzeni mümkün olduğunca korunmalıdır.</p>
<p>Anne hamilelik, doğum ve sonrada bebeğin bakımıyla daha fazla meşgul olacağından ailede başka bir kişi mesela baba, doğumdan önce çocuğun yaşamsal rutinlerini üstlenmelidir. Örneğin parka gitme, yemek saati vs&#8230; Çocuk bebeğe zarar veriyorsa, aşırı tepki göstermeden çocuğa net ama sert olmayan bir uyarıda bulunulmalıdır. Yeterince net sınır koyamayan veya büyük çocuğuna karşı suçluluk hisseden ebeveynler bebeğin zarar görmesine sebebiyet verebilirler. Çocuğa bebeğin daha çok küçük olduğu ve henüz kendi gereksinimlerini karşılayamadığı anlatılmalıdır.</p>
<p>Aynı zamanda kardeşi doğduktan sonra çocuğa “artık sen ablasın, abisin”gibi cümleler kurulmamalı onunda bir çocuk olduğu unutulmamalıdır. Kardeşler arasında kıskançlık hissedildiğinde onları birbirinden uzaklaştıracak değil, yakınlaştıracak ortamlar yaratılması ve fiziksel şiddet olmadığı sürece kardeşlerin arasına anne ve babanın girmemesi daha uygun olacaktır. Anne ve baba yeni kardeşe övgü dolu cümleler kurmamalı ayrıca çocuklar arasında ayrımcı cümleler kullanmamalıdır. Örneğin “ o daha zeki sen geç anlıyorsun, senin derslerin kötü, sen zaten hep böylesin” gibi cümleler çocukları bir birinden uzaklaştırır. Ve kardeş kıskançlığı hayatları boyunca devam edebilir. Çocuğun durumu düşünüldüğünden daha kötüyse mutlaka bir Çocuk Psikoloğu ile görüşülmelidir. Unutmayın ki çocuklar ne kadar bir birlerine kızsalar da onlar kardeştir ve aslında birbirlerini çok severler.”</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/nrcnzr.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/nrcnzr.wordpress.com/434/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/nrcnzr.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/nrcnzr.wordpress.com/434/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/nrcnzr.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/nrcnzr.wordpress.com/434/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/nrcnzr.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/nrcnzr.wordpress.com/434/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/nrcnzr.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/nrcnzr.wordpress.com/434/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/nrcnzr.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/nrcnzr.wordpress.com/434/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/nrcnzr.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/nrcnzr.wordpress.com/434/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=nrcnzr.wordpress.com&amp;blog=6852507&amp;post=434&amp;subd=nrcnzr&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://nrcnzr.wordpress.com/2010/04/29/cocuklar-yeni-kardese-nasil-hazirlan-mali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/e8fe507da50cd277c202aadbfdba05dd?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">nrcnzr</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Emziği bala şekere batırmayın</title>
		<link>http://nrcnzr.wordpress.com/2010/04/29/emzigi-bala-sekere-batirmayin/</link>
		<comments>http://nrcnzr.wordpress.com/2010/04/29/emzigi-bala-sekere-batirmayin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Apr 2010 21:00:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nrcnzr</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ebeveyn Olmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://nrcnzr.wordpress.com/?p=431</guid>
		<description><![CDATA[Yrd. Doç. Dr. Çiğdem Küçükeşmen, emziklerin bal, pekmez ve şekere batırılması ile yere düştükten sonra bir erişkinin ağzında temizlenerek tekrar çocuğun ağzına verilmesinin, diş problemlerine yol açtığını söyledi. Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Çiğdem Küçükeşmen, emziklerin bal, pekmez ve şekere batırılması ile yere düştükten [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=nrcnzr.wordpress.com&amp;blog=6852507&amp;post=431&amp;subd=nrcnzr&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yrd. Doç. Dr. Çiğdem Küçükeşmen, emziklerin bal, pekmez ve şekere batırılması ile yere düştükten sonra bir erişkinin ağzında temizlenerek tekrar çocuğun ağzına verilmesinin, diş problemlerine yol açtığını söyledi.<span id="more-431"></span></p>
<p>Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Çiğdem Küçükeşmen, emziklerin bal, pekmez ve şekere batırılması ile yere düştükten sonra bir erişkinin ağzında temizlenerek tekrar çocuğun ağzına verilmesinin, diş problemlerine yol açtığını bildirdi.</p>
<p>Küçükeşmen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, annelerin bilinçsiz davranışlarının çocukların küçük yaşta diş problemleri yaşamasına neden olduğunu söyledi.</p>
<p>Bebeklere verilen emziklerin, kullanım aşamalarında yaşanan yanlışlıkların, ağız ve diş sağlığı açısından ileride büyük sorunlara neden olabileceğine dikkati çeken Küçükeşmen, &#8221;Bal veya pekmeze batırılan ya da yere düştükten sonra erişkinin ağzında temizlenerek çocuğa verilen emzikler, çocukların küçük yaşta diş problemleri yaşamasına neden oluyor. Bu, çocuğun ağzında mikroorganizmaların oluşmasına sebep oluyor&#8221; dedi.</p>
<p>Bebeklik çağından itibaren diş çürüğü problemi ile karşı karşıya kalabildiklerini söyleyen Küçükeşmen, diş çürüğünün, annelerin bilmeden süte pekmez, bal, şeker katmaları veya kendi ağızlarına soktukları kaşıkları bebeğin ağzına vermeleriyle oluştuğuna değindi.</p>
<p>Çocukların hassas bir yapıya sahip olduklarını, bu nedenle erişkinlerin ağızlarından çıkan hiçbir şeyin asla bebeklerin ağızlarına sokulmaması gerektiğini dile getiren Küçükeşmen, anne veya bakıcıların ağızlarındaki mikroorganizmaların bebeğe taşındığını ve bunun da çürüklere neden olduğunu bildirdi.</p>
<p><strong>BAZI EMZİKLER AĞIZ YAPISINI DA BOZABİLİR</strong></p>
<p>Annelerin en çok yaptığı hatalardan birinin de emziği tatlı gıdalara batırarak bebeklerin ağzına vermeleri olduğunu kaydeden Küçükeşmen, tatlandırıcıların bebeğin ağzında diş çürümesine neden olan bakteriler ürettiğini belirtti.</p>
<p>Gece beslenmeleri sırasında biberonla sütün içine bal, pekmez veya şeker katılmasının da diş sağlığı açısından zararlı olduğunu dile getiren Küçükeşmen, &#8221;Gece beslenmeleri esnasında biberonla sütün içerisine bal, pekmez, şeker katılan tatlandırıcılar bebeğin ağzında gece göllenmeye yol açarak, aynı şekilde yaygın diş çürüklerine yol açabilmektedir. Gece beslenmesinde süt içerisine bu tarz tatlandırıcı maddeler koymamak ve bebeği besledikten sonra arkasından su dolu bir biberonla bebeğin ağzının suyla çalkalanması gerekiyor&#8221; dedi.</p>
<p>Emzik şekillerinin de ağız ve diş sağlığını olumlu ya da olumsuz etkileyebildiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Küçükeşmen, bebeklerin ağız ve damak yapısını bozmayacak, ortodonti emziklerin tercih edilmesi gerektiğini bildirdi.</p>
<p>Küçükeşmen, şu bilgileri verdi:</p>
<p>&#8221;Öne itimlere neden olmayacak emzikler üretildi. Bunların üretilmesi ile gerçekten bebek diş sağlığı biraz daha, çene yapısı anlamında korunmuş oluyor, çünkü diğer emzikler daha şişkin ve ağızda, damakta daha yer kaplayıcı oldukları için ileriye doğru itimlere neden olabiliyorlar. Bunlar zaman içinde çene bozukluklarına, çenenin açılıp kapanışı dediğimiz bozukluklara da sebep olabiliyor.&#8221;</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/nrcnzr.wordpress.com/431/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/nrcnzr.wordpress.com/431/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/nrcnzr.wordpress.com/431/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/nrcnzr.wordpress.com/431/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/nrcnzr.wordpress.com/431/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/nrcnzr.wordpress.com/431/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/nrcnzr.wordpress.com/431/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/nrcnzr.wordpress.com/431/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/nrcnzr.wordpress.com/431/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/nrcnzr.wordpress.com/431/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/nrcnzr.wordpress.com/431/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/nrcnzr.wordpress.com/431/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/nrcnzr.wordpress.com/431/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/nrcnzr.wordpress.com/431/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=nrcnzr.wordpress.com&amp;blog=6852507&amp;post=431&amp;subd=nrcnzr&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://nrcnzr.wordpress.com/2010/04/29/emzigi-bala-sekere-batirmayin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/e8fe507da50cd277c202aadbfdba05dd?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">nrcnzr</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bebeğinizi gıdıklayın</title>
		<link>http://nrcnzr.wordpress.com/2010/04/29/bebeginizi-gidiklayin/</link>
		<comments>http://nrcnzr.wordpress.com/2010/04/29/bebeginizi-gidiklayin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Apr 2010 20:58:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nrcnzr</dc:creator>
				<category><![CDATA[0-2 Yaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://nrcnzr.wordpress.com/?p=429</guid>
		<description><![CDATA[Yeni doğan bebeklerin zekalarının gelişiminde anne-babaya büyük görev düşüyor. Uzmanlar, ebeveynlere; dil çıkarıp, ayaklarını gıdıklayarak bebeklerinin zeka gelişimine katkıda bulunmalarını ve onları güldürmelerini öneriyor.Bebeklerin zeka gelişimlerinin desteklenmesinde 0-1 yaş arası dönemin önemine dikkat çeken uzmanlar, bu konuda anne-babalara önemli görevler düştüğünü belirtiyor. Anne-bebek ürünleri alışveriş platformu e-bebek bünyesinde yayın hayatına başlayan Bebek Dergisi&#8217;nin ilk sayısında [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=nrcnzr.wordpress.com&amp;blog=6852507&amp;post=429&amp;subd=nrcnzr&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni doğan bebeklerin zekalarının gelişiminde anne-babaya büyük görev düşüyor.</p>
<p>Uzmanlar, ebeveynlere; dil çıkarıp, ayaklarını gıdıklayarak bebeklerinin zeka gelişimine katkıda bulunmalarını ve onları güldürmelerini öneriyor.<span id="more-429"></span>Bebeklerin zeka gelişimlerinin desteklenmesinde 0-1 yaş arası dönemin önemine dikkat çeken uzmanlar, bu konuda anne-babalara önemli görevler düştüğünü belirtiyor. Anne-bebek ürünleri alışveriş platformu e-bebek bünyesinde yayın hayatına başlayan Bebek Dergisi&#8217;nin ilk sayısında yer alan habere göre; bebeklerle konuşmak, onları güldürmek, onlara şarkı söylemek ve kitap okumak; özellikle öğrenme becerilerinin gelişimi açısından bebeklere büyük katkı sağlıyor. İşte, zeka gelişiminde bebeğinizle birlikte gerçekleştirebileceğiniz aktiviteleri de içeren 25 öneri:</p>
<p>1- Göz teması kurun: Yeni doğan bebekler kısa süre içinde yüzleri ayırt etmeye başlarlar ve sizin yüzünüz onun için en önemlisi! Size her baktığında, belleğini biraz daha oluşturur.</p>
<p>2- Onunla uzun konuşmalar yapın: Alabileceğiniz tek karşılık, boş bir bakış olacak ama çocuğunuz konuşmaya istekli gibi göründüğü zamanlarda, konuşmanıza kısa aralıklar vermeyi unutmayın. Kısa süre sonra, diyalogların ritmini anlamaya başlayacaktır. Bakışları da boş olmayacaktır.</p>
<p>3- Anne sütüyle besleyin: Anne sütü ile beslenen çocukların daha yüksek IQ&#8217;ları olduğu bilinen bir gerçek. Ayrıca emzirirken; çocuğunuzla konuşmayı, ona şarkılar söylemeyi ya da basitçe saçını okşamayı ihmal etmeyin.</p>
<p>4- Dil çıkarın: Araştırmalar, yeni doğan bebeklerin daha iki günlükken basit yüz hareketlerini taklit edebildiklerini gösteriyor. Bu da çok erken problem çözebilme yetisi oluşturmalarını sağlıyor.</p>
<p>5- Aynada kendine baksın: Bebeğinizin aynada kendisine bakmasını sağlayın. İlk başta, başka bir bebeğe baktığını düşünebilir ama &#8216;diğer&#8217; bebeğin kollarını hareket ettirmeye ve gülümsetmeye bayılacaktır.</p>
<p>6- Ayaklarını gıdıklayın: Bebeklerin espri anlayışını geliştirmenin ilk adımı gülmektir. Ayak parmaklarından çenesine kadar onu gıdıklayarak; &#8220;Geliyor geliyor&#8230;&#8221; ya da &#8220;Seni yakalayacağım&#8221; oyunları oynayın. Bu, çocuğunuzun olacakları tahmin edebilme becerisi oluşturması için ilk adımdır.</p>
<p>7- Farklılıkları vurgulayın: Birbirine benzeyen ama aralarında küçük bir fark bulunan iki fotoğrafı bebeğinizin yüzüne doğru tutun. Çok küçük bir bebek bile, bir birine bir ötekine bakacak, anlatmak istediğiniz şeyi anlamaya çalışacak ve sonunda ayırt edici ayrıntıyı görecektir. Bu egzersiz okumaya başlamarken katkı sağlayacaktır.</p>
<p>8- Manzarayı paylaşın: Bebeğinizle birlikte syürüyüşlere çıkın. Yürürken ona etrafta olup biteni anlatmayı unutmayın. Böylece bebeğinize sonsuz bir kelime haznesi kazandırmış olursunuz.</p>
<p>9- Yanında çıldırın: Bebeğiniz sizin değişen tonlarda sesler çıkararak yaptığınız konuşmalardan büyük keyif alır.</p>
<p>10- Şarkı söyleyin: Bazı araştırmalar, müziğin ritmini öğrenmenin matematik öğrenme ile bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. Günlük yaptığımız işleri ona melodiler eşliğinde söyleyin.</p>
<p>11- Bezini değiştirme süresini iyi kullanın: Bebeğinizin altını yavaşça değiştirin. Rutininizi anlayabilmesi için o sırada neler yaptığınızı ona sakin sakin anlatın.</p>
<p>12- Oyun bahçesi olun: Yere sırtüstü yatarak üzerinize tırmanmasına, üstünüzde emeklemesine izin verin. Böylece bebeğiniz ileride koordinasyon ve problem çözme becerilerine sahip olur.</p>
<p>13- Alışverişe gidin: Oyunlara ara verdiğinizde onunla birlikte alışverişe gidin. Oradaki yüzler, sesler ve renkler bebeğinizin iyi vakit geçirmesini sağlayacaktır.</p>
<p>14- Kitap okuyun: Araştırmalar, 8 aydan itibaren bebeklerin bir hikayeyi 2- 3 kez dinledikten sonra, içindeki kelimeleri öğrenmeye başladıklarını gösteriyor. Ona kitap okuyun!</p>
<p>15- Ce-e oynayın: Saklanma ve bulunma oyunlarınız sayesinde bebeğiniz, objelerin kaybolabileceğini, sonra yine geri gelebileceğini öğrenir.</p>
<p>16- Albüm yapın: Akraba ve arkadaşlarınızın fotoğraflarının olduğu bir albüm yapın ve bebeğinizin hafızasını tazelemek için zaman zaman ortaya çıkartın.</p>
<p>17- Yemeğiyle oynamasına izin verin: Hazır olduğunda, farklı farklı yiyeceklerin tadına parmaklarıyla bakmasına izin verin.</p>
<p>18- Yerdekileri toplayın: Bebeğiniz durmaksızın mama sandalyesinden aşağı bir şeyler atıyor. Sinirlenmeyin! Bebeğiniz yalnızca yerçekimi kanununu öğreniyor.</p>
<p>19- Engelli bir yol hazırlayın: Minderleri ve oyuncakları yere serpiştirin ve ona,bunların nasıl üstünden ya da altından emekleyerek geçebileceğini gösterin. Motor becerilerinin gelişmesine katkı sağlamış olursunuz.</p>
<p>20- &#8220;Beni yakalayamazsın!&#8221; oynayın: Bazen hızlanıp bazen yavaşlayarak evin içinde dizlerinizin üstünde gezinin ve sizi takip etmesini sağlayın. Eğlenceli oyunlar oynayabileceğiniz yerlerde durmayı ihmal etmeyin.</p>
<p>21- Komik surat yapın: Bebeğiniz burnunuza her dokunduğunda &#8216;Bip&#8217; sesi, kafanıza vurduğunda komik bir ses çıkarın. Aynı ses ya da davranışları üç-dört kez tekrarlayın.</p>
<p>22- Kendi yolunuzu bulun: Bebeğinizi kucağınıza alıp tüm evi dolaşın. Ellerini soğuk cama, yeni yıkanmış çamaşırlara, yumuşak yapraklara ve diğer güvenli eşyalara dokundurun. Dokunduğu her nesnenin adını söylemeyi de unutmayın.</p>
<p>23- Uzun hikayeler anlatın: En sevdiği hikayeyi bulun. Hikayenin kahramanının adını bebeğinizin adı ile değiştirerek daha cazip hale getirin.</p>
<p>24- Bir hayvan kitapçığı oluşturun: Onunla hayvanat bahçesine gidin ve en çok ilgi gösterdiği hayvanların fotoğraflarını çekerek bir albüme yerleştirin. Daha sonra, hep birlikte hayvan kitabınızı okumaya başlayın. Arada hayvan sesleri çıkartmayı unutmayın.</p>
<p>25- Her şeyi sayın: El ve ayak parmaklarını, evinizdeki merdivenleri ya da yerdeki oyuncakları birlikte sayın. Kısa süre sonra o da size eşlik etmeye başlayacaktır.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/nrcnzr.wordpress.com/429/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/nrcnzr.wordpress.com/429/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/nrcnzr.wordpress.com/429/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/nrcnzr.wordpress.com/429/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/nrcnzr.wordpress.com/429/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/nrcnzr.wordpress.com/429/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/nrcnzr.wordpress.com/429/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/nrcnzr.wordpress.com/429/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/nrcnzr.wordpress.com/429/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/nrcnzr.wordpress.com/429/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/nrcnzr.wordpress.com/429/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/nrcnzr.wordpress.com/429/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/nrcnzr.wordpress.com/429/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/nrcnzr.wordpress.com/429/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=nrcnzr.wordpress.com&amp;blog=6852507&amp;post=429&amp;subd=nrcnzr&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://nrcnzr.wordpress.com/2010/04/29/bebeginizi-gidiklayin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/e8fe507da50cd277c202aadbfdba05dd?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">nrcnzr</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Gebelikte folik asit kullanımı</title>
		<link>http://nrcnzr.wordpress.com/2010/04/29/gebelikte-folik-asit-kullanimi/</link>
		<comments>http://nrcnzr.wordpress.com/2010/04/29/gebelikte-folik-asit-kullanimi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Apr 2010 20:56:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nrcnzr</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://nrcnzr.wordpress.com/?p=427</guid>
		<description><![CDATA[Folik Asit, yeşil yapraklarda yaygın olarak bulunan, bebekte sinir sistemi hastalıkları riskini azaltan, hücre büyümesi ve organ gelişiminde rol oynayan bir B vitaminidir (B9). İnce bağırsakta emilir, karaciğerde metabolize olur. Vücudun tüm biyolojik olaylarında yer alan DNA ve kan hücrelerinden alyuvar oluşumu, aminoasit metabolizması, hücre büyüme ve yenilenmesi için dışarıdan vücuda alınması gereken önemli bir [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=nrcnzr.wordpress.com&amp;blog=6852507&amp;post=427&amp;subd=nrcnzr&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Folik Asit, yeşil yapraklarda yaygın olarak bulunan, bebekte sinir sistemi hastalıkları riskini azaltan, hücre büyümesi ve organ gelişiminde rol oynayan bir B vitaminidir (B9). İnce bağırsakta emilir, karaciğerde metabolize olur. Vücudun tüm biyolojik olaylarında yer alan DNA ve kan hücrelerinden alyuvar oluşumu, aminoasit metabolizması, hücre büyüme ve yenilenmesi için dışarıdan vücuda alınması gereken önemli bir vitamindir. B9 vitamini (Folik Asit) depolamaz. Genellikle vücut rezervleri bir kaç ay için yeterlidir ve dolayısıyla vücut için daimi folik asit kaynağı yoksa eksiklik yaşamak çok kolaydır. Doğum kontrol ilaçlarının kullanımı sırasında ve sara (epilepsi) tedavisinde kullanılan bazı ilaçlara bağlı olarak da Folik Asit eksikliği gelişebilir.<span id="more-427"></span></p>
<p>Folik Asit suda eriyen bir vitamin olup, eksikliğinde&#8221;pernisyöz anemi&#8221;denilen bir kansızlık türüne yol açtığı bilinmektedir.</p>
<p>Başlıca Folik Asit yönünden zengin besin maddeleri ise şunlardır:<br />
Fasulye, fındık,ceviz, yumurta sarısı, tahıllar, mercimek, kuşkonmaz, ıspanak, yer fıstığı, portakal, tahıl ekmeği, marul, brokoli gibi yeşil yapraklı sebze ve tahıllar.</p>
<p>Ancak, ışık, ısı ve gıda işleme folik asiti kolayca yok edebilir, dolayısıyla, azami yararı sağlayabilmek için sebze ve meyveleri taze olarak veya mümkün olduğu kadar az pişirilmiş şekilde tüketmek en iyisidir.</p>
<p>Fetal Sinir Sistemi gelişiminde Folik Asitin önemi<br />
Konsepsiyondan sonraki 22-28. günlerde embriyoda nöral tüp oluşur ve kapanır. Nöral tüpten daha sonra omurilik, beyin ve kafatası gelişir. Nöral tüpün kapanmaması sonucu nöral tüp defektleri (NTD) oluşur.Fetal gelişimin ilk günleri, pek çok hasta henüz gebe olduğunu bile fark etmeden önceki dönem olduğu için, folik asit tedavisine gebeliğin birinci ayından sonra başlamak NTD&#8217;ni önlemek açısından fayda sağlayamamaktadır. Bu nedenle Amerikan Halk Sağlığı Servisi gebe kalma ihtimali olan her kadının günde 400 μg (mikrogram) folik asit almasını önermiştir. Yapılan araştırmalar sonucu gebe kalmadan önce ve gebeliğin ilk aylarında günde 400 mikrogram (0.4 miligram) alınan folik asitle, bebeklerde ciddi beyin ve omurilik hastalıklarının yüzde 70 oranla azaldığı gözlenmiştir.</p>
<p>Özellikle hücre bölünmesinde ve hücrenin genetik yapısının oluşmasında önemli rol oynayan folik asit, gebeliğin 2-12. haftaları arasında yeterli miktarda alınamazsa özellikle beyin ve omurilik ile ilgili anormalliklerle birlikte doğumsal gelişim bozuklukları gösterebilir. Omurganın kapanmayarak açık kalması (spina bifida), beyinin gelişmemesi (anensefali), beyinin kafatası kemiğinden dışarı çıkması gibi (meningomyelosel) en sık rastlanan sinir sistemi hastalıklarını oluşturmaktadır.</p>
<p>Son yıllarda gebe kalmadan önce folik asit kullanmaya başlayanlarda nöral tüp defekti oluşumunun daha az olduğu, önceden nöral tüp defektli doğum yapıp folik asit kullananlarda da nüks olasılığının azaldığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.</p>
<p>Ülkemizde Folik Asit kullanımına ilişkin çalışmalar<br />
&#8220;Türkiye&#8217;de Konjenital Malformasyon Sıklığı, Dağılımı, Risk aktörleri ve Yeni doğanların Antropometrik Değerlendirmesi Araştırması-1993&#8243; sonucunda ülkemizde NTD&#8217;nin binde 3 sıklığında görüldüğü saptanmış ve Türkiye&#8217;de sık görülen konjenital anomaliler arasında olduğu belirtilmiştir. Ülkemizde yapılan bir araştırmada daha önce NTD&#8217;li çocuk doğurmuş 190 kadına gebelikten en az 2 ay önce başlayıp en erken gebeliğin ikinci ayına kadar folik asit (5mg/gün) verilmesi sonucu NTD&#8217;nin tekrar etmediği izlenmiştir. Aynı çalışmada daha önce NTD&#8217;li çocuk öyküsü olup folik asit kullanmayan hastalarda NTD %4.04 oranında tekrar görülmüştür.</p>
<p>NTD ile Folik Asit ilişkisi bu kadar net olmasına rağmen üreme çağındaki kadınlarda konuyla ilgili bilgi eksikliğini gösteren ülkemizde yapılmış çalışmalar mevcuttur. Son bir yıl içinde doğum yapmış 818 kadının dahil edildiği bir ankette katılımcıların sadece % 22&#8242;sinin folik asitle ilgili bilgisi olduğu görülmüştür. Aynı çalışmada hastaların %13&#8242;ü folik asit ile NTD bağlantısını bildiklerini söylemişlerdir.</p>
<p>Epilepsi (sara) hastası gebelerde Folik Asit kullanımı ve dikkat edilecek hususlar<br />
Epilesi hastası gebeler Günde 1 mg Folik Asit mutlaka almalıdırlar.<br />
Epilepsili gebelerde Folik Asit yüksek dozlarda kullanıldığı takdirde, karaciğerde mikrozomal enzimleri indüklemek suretiyle antiepileptik (karbamazepin, valproik asit, fenitoin ve fenobarbital gibi) ilaçların etkinliğini azaltmaktadır. Diğer taraftan ise antiepileptik ilaç alan kadınlar Folik Asit eksikliği gelişimi açısından risk grubundadırlar. Bu nedenle epilepsili hastalarda Folik Asit dozu iyi ayarlanmalı ve sıkı takip edilmelidir. Antikonvülzanlar aynı zamanda 1-25 dihidroksi-kolekalsiferol oluşumunu azalttıklarından, bu ilaçları alan kadınların günde 1 mg Folik Asit desteğinin yanı sıra D vitamini almaları önerilmektedir . Ayrıca antiepileptik ilaç kullanan gebelerde doğum öncesi kanama riskinin yüksek olduğu hallerde yeni doğanın hemorajik hastalığı açısından dikkatli olunmalıdır.</p>
<p>Folik Asit kullanımı ile ilgili öneriler;</p>
<p>1. Folik Asit kullanımına gebe kalmadan 6-8 hafta önce başlamalı ve gebeliğin ilk 12 haftası boyunca sürdürülmelidir.</p>
<p>2. Gebelik planlayanlar folik asitten zengin besinleri tüketmeli ve bunları fazla pişirmekten kaçınmalıdır.</p>
<p>3. Günlük 400 mikrogram (0.4 mg)Folik Asit alımı yeterlidir.</p>
<p>4. Daha önce nöral tüp defektli gebelik öyküsü olanlarda doz 4000 mikrogram / gün (4 mg /gün) olarak planlanan gebeliğin en az 3 ay öncesinden verilmeli ve gebeliğin ilk 12 haftası boyunca aynı dozda sürdürülmelidir. Bu gebelerde tek başına folik asit içeren ilaçlar tercih edilmelidir.</p>
<p>5. Antikonvülzan alan kadınların günlük folik asit alımı 1mg&#8217;a yükseltilmeli ve antikonvülzan düzeyleri dikkatle izlenmelidir.</p>
<p>6. Gebe kalmadan önce Folik Asit kullanmayanlar da, gebelikleri farkedildiği anda folik asit başlayıp, 12. haftaya kadar sürdürmeli ve lohusalık döneminde de devam edilmelidir.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/nrcnzr.wordpress.com/427/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/nrcnzr.wordpress.com/427/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/nrcnzr.wordpress.com/427/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/nrcnzr.wordpress.com/427/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/nrcnzr.wordpress.com/427/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/nrcnzr.wordpress.com/427/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/nrcnzr.wordpress.com/427/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/nrcnzr.wordpress.com/427/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/nrcnzr.wordpress.com/427/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/nrcnzr.wordpress.com/427/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/nrcnzr.wordpress.com/427/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/nrcnzr.wordpress.com/427/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/nrcnzr.wordpress.com/427/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/nrcnzr.wordpress.com/427/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=nrcnzr.wordpress.com&amp;blog=6852507&amp;post=427&amp;subd=nrcnzr&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://nrcnzr.wordpress.com/2010/04/29/gebelikte-folik-asit-kullanimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/e8fe507da50cd277c202aadbfdba05dd?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">nrcnzr</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Anne sütü 40 kanser hücresini öldürüyor</title>
		<link>http://nrcnzr.wordpress.com/2010/04/29/anne-sutu-40-kanser-hucresini-olduruyor/</link>
		<comments>http://nrcnzr.wordpress.com/2010/04/29/anne-sutu-40-kanser-hucresini-olduruyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Apr 2010 20:54:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nrcnzr</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://nrcnzr.wordpress.com/?p=425</guid>
		<description><![CDATA[İsveçli araştırmacılar, anne sütünde bulunan bir maddenin kanser hücrelerini öldürebilme yeteneğine sahip olduğunu keşfettiler. Araştırmacılar, bir sonraki adımda ise bu maddeyi cilt ve beyin tümörleri üzerinde test edecekler. PLoS One Journal isimli dergide yayınlanan çalışmada, &#8220;HAMLET&#8221; olarak bilinen maddenin yıllar önce keşfedildiğini belirten araştırmacılar, bugüne kadar bunun insanlar üzerinde denenmediğini açıkladılar. İsveç&#8217;te Lund Üniversitesi tarafından [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=nrcnzr.wordpress.com&amp;blog=6852507&amp;post=425&amp;subd=nrcnzr&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İsveçli araştırmacılar, anne sütünde bulunan bir maddenin kanser hücrelerini öldürebilme yeteneğine sahip olduğunu keşfettiler. Araştırmacılar, bir sonraki adımda ise bu maddeyi cilt ve beyin tümörleri üzerinde test edecekler.<span id="more-425"></span></p>
<p>PLoS One Journal isimli dergide yayınlanan çalışmada, &#8220;HAMLET&#8221; olarak bilinen maddenin yıllar önce keşfedildiğini belirten araştırmacılar, bugüne kadar bunun insanlar üzerinde denenmediğini açıkladılar.</p>
<p>İsveç&#8217;te Lund Üniversitesi tarafından yürütülen deneyde, mesane kanseri hastaları HAMLET ile tedavi edildi. Her tedaviden sonra, hastalar idrarlarındaki ölü kanser hücrelerini dışarıya çıkardılar.</p>
<p>Önceki laboratuar deneyleri HAMLET&#8217;in 40 çeşit kanser hücresini öldürebildiğini göstermişti, ancak bu araştırma insanlar üzerinde test edilen ilk çalışma oldu. Araştırmacılar, bir sonraki adımda ise bu maddeyi cilt ve beyin tümörleri üzerinde test edecekler. </p>
<p>(Zaman)</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/nrcnzr.wordpress.com/425/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/nrcnzr.wordpress.com/425/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/nrcnzr.wordpress.com/425/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/nrcnzr.wordpress.com/425/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/nrcnzr.wordpress.com/425/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/nrcnzr.wordpress.com/425/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/nrcnzr.wordpress.com/425/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/nrcnzr.wordpress.com/425/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/nrcnzr.wordpress.com/425/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/nrcnzr.wordpress.com/425/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/nrcnzr.wordpress.com/425/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/nrcnzr.wordpress.com/425/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/nrcnzr.wordpress.com/425/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/nrcnzr.wordpress.com/425/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=nrcnzr.wordpress.com&amp;blog=6852507&amp;post=425&amp;subd=nrcnzr&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://nrcnzr.wordpress.com/2010/04/29/anne-sutu-40-kanser-hucresini-olduruyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/e8fe507da50cd277c202aadbfdba05dd?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">nrcnzr</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bebeğinizi 1 yaşına kadar bu gıdalardan uzak tutun!</title>
		<link>http://nrcnzr.wordpress.com/2010/04/29/bebeginizi-1-yasina-kadar-bu-gidalardan-uzak-tutun/</link>
		<comments>http://nrcnzr.wordpress.com/2010/04/29/bebeginizi-1-yasina-kadar-bu-gidalardan-uzak-tutun/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Apr 2010 20:52:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nrcnzr</dc:creator>
				<category><![CDATA[0-2 Yaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://nrcnzr.wordpress.com/?p=423</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar, bebeklere 1 yaşına kadar bazı gıdaların verilmemesi gerektiği konusunda uyarıyor ve bebeklerde ve çocuklarda beslenmenin temel amacının uygun büyüme ve gelişmeye zemin hazırlamak olduğunu söylüyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlen Kaya Çardak, 0-2 yaş arasındaki dönemin beslenme için en önemli zaman dilimi olduğunu kaydederek, &#8220;0-2 yaş arasında dengeli bir beslenme ile birçok [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=nrcnzr.wordpress.com&amp;blog=6852507&amp;post=423&amp;subd=nrcnzr&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, bebeklere 1 yaşına kadar bazı gıdaların verilmemesi gerektiği konusunda uyarıyor ve bebeklerde ve çocuklarda beslenmenin temel amacının uygun büyüme ve gelişmeye zemin hazırlamak olduğunu söylüyor.<span id="more-423"></span></p>
<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlen Kaya Çardak, 0-2 yaş arasındaki dönemin beslenme için en önemli zaman dilimi olduğunu kaydederek, &#8220;0-2 yaş arasında dengeli bir beslenme ile birçok akut ve kronik hastalıklar önlenebilir ya da hafif geçirilir. Bebeğinize 1 yaşına kadar bal, yumurtanın beyaz kısmı, sakatat, inek sütü, kafeinli içecekler, çay ve her türlü hazır gıdayı vermeyin&#8221; dedi.</p>
<p>Dr. Çardak, bebeklere 1 yaşına kadar verilmesi tehlikeli olan gıdaları şöyle sıraladı:</p>
<p><strong>BAL</strong></p>
<p>&#8220;Bal, birçok çiçek tozundan oluştuğu için yüksek dozlu bir alerjendir. İçindeki alerjik maddeler yetişkinler için önemli değilken, bebeklerde tehlikeli sonuçlar doğurabilir.</p>
<p><strong>YUMURTANIN BEYAZ KISMI</strong></p>
<p>Yumurtanın beyaz kısmı, protein yapısı nedeniyle yüksek alerjik özelliğe sahiptir. Alerjisi olmayan bebeklere 9 aylıktan sonra çok az miktarlarda başlanarak denenebilir.</p>
<p><strong>İNEK SÜTÜ</strong></p>
<p>İnek sütü de alerji riski taşır. 1 yaşına kadar direkt içirilmemelidir ama evde yoğurt mayalarken rahatlıkla kullanılabilir. Yoğurt haline geldikten sonra inek sütünün protein yapısı değiştiği için zararlı etkileri ortadan kalkar. Yoğurt çok faydalı bir protein kaynağıdır, 6. aydan sonra bebeklere her gün yedirilmelidir. İnek sütü ayrıca bebeklerde demir eksikliğine ve kabızlığa neden olabilir. 1 yaşından sonra inek sütü verilebilir, bu dönemde günlük en fazla 500ml (2 su bardağı) tüketilebilir.</p>
<p><strong>SAKATAT</strong></p>
<p>Sakatatlar, özellikle beyin virüs taşıma ihtimali nedeniyle bebeklere hiçbir zaman verilmemelidir.</p>
<p><strong> KAFEİNLİ İÇECEKLER</strong></p>
<p>Kafein içeren kahve, kakao, çikolata da bebeklere verilmemelidir. Kafein bebeği sinirli yapabildiği gibi kalsiyum ve diğer besleyici maddelerin emilimini de engeller.</p>
<p><strong>ÇAY</strong></p>
<p>Çay hiç besleyici değeri olmadığı gibi çocuklarda kansızlık yapabilir. Çocuk beslenmesinde hiç yeri yoktur, 1 yaşından sonra da verilmemelidir.</p>
<p><strong>HER TÜRLÜ HAZIR GIDA</strong></p>
<p>Tatlandırıcı içeren her türlü hazır gıdalar, doğal olmayan meyve suları, hazır puding 1 yaşına kadar kullanılmamalıdır.</p>
<p><strong>SALAM, SOSİS VE SUCUK</strong></p>
<p>Salam, sosis ve sucuk gibi işlemden geçirilmiş etler, konserveler de 1 yaşından önce verilmemelidir. Bu tip gıdaların içeriğinde kimyasal maddeler bulunmasının yanı sıra yağ ve kolesterol yönünden zengin olmaları zararlı olabilir, bazen de granül hale getirilmiş kemik içerirler.&#8221;</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/nrcnzr.wordpress.com/423/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/nrcnzr.wordpress.com/423/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/nrcnzr.wordpress.com/423/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/nrcnzr.wordpress.com/423/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/nrcnzr.wordpress.com/423/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/nrcnzr.wordpress.com/423/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/nrcnzr.wordpress.com/423/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/nrcnzr.wordpress.com/423/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/nrcnzr.wordpress.com/423/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/nrcnzr.wordpress.com/423/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/nrcnzr.wordpress.com/423/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/nrcnzr.wordpress.com/423/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/nrcnzr.wordpress.com/423/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/nrcnzr.wordpress.com/423/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=nrcnzr.wordpress.com&amp;blog=6852507&amp;post=423&amp;subd=nrcnzr&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://nrcnzr.wordpress.com/2010/04/29/bebeginizi-1-yasina-kadar-bu-gidalardan-uzak-tutun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/e8fe507da50cd277c202aadbfdba05dd?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">nrcnzr</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bazı ilaçlar bebekte işitme engeline neden olabilir</title>
		<link>http://nrcnzr.wordpress.com/2010/04/29/bazi-ilaclar-bebekte-isitme-engeline-neden-olabilir/</link>
		<comments>http://nrcnzr.wordpress.com/2010/04/29/bazi-ilaclar-bebekte-isitme-engeline-neden-olabilir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Apr 2010 20:51:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nrcnzr</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://nrcnzr.wordpress.com/?p=420</guid>
		<description><![CDATA[Hamilelik sürecinde kullanılan kimi ilaçların, gebelikte geçirilen enfeksiyonların, doğumda sorun yaşanmasının bebekte özür bulunmasının işitme kaybı açısından önemli risk faktörleri olduğu belirtildi. Hamilelik sürecinde kullanılan kimi ilaçların, gebelikte geçirilen enfeksiyonların, doğumda sorun yaşanmasının, bebeğin yoğun bakımda yatmasının, bebekte özür bulunmasının işitme kaybı açısından önemli risk faktörleri olduğu belirtildi. Uzmanlar, çocukluk döneminde menenjit, sarılık, yüksek ateşli [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=nrcnzr.wordpress.com&amp;blog=6852507&amp;post=420&amp;subd=nrcnzr&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hamilelik sürecinde kullanılan kimi ilaçların, gebelikte geçirilen enfeksiyonların, doğumda sorun yaşanmasının bebekte özür bulunmasının işitme kaybı açısından önemli risk faktörleri olduğu belirtildi.<span id="more-420"></span></p>
<p>Hamilelik sürecinde kullanılan kimi ilaçların, gebelikte geçirilen enfeksiyonların, doğumda sorun yaşanmasının, bebeğin yoğun bakımda yatmasının, bebekte özür bulunmasının işitme kaybı açısından önemli risk faktörleri olduğu belirtildi.</p>
<p>Uzmanlar, çocukluk döneminde menenjit, sarılık, yüksek ateşli hastalık ya da havale geçirilmesinin, iç kulağa zararlı ilaç kullanımının ve aile öyküsü bulunmasının ileri dönemde işitme engelinin gelişmesi açısından risk doğurduğunu belirterek, bu tür çocukların, 6 yaşına kadar belirli aralıklarla hekim kontrolünden geçmesi gerektiğini bildirdi.</p>
<p>Sağlık Bakanlığı Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Araştırma Hastanesi Kulak-Burun-Boğaz (KBB) Klinik Şef Yardımcısı Doç. Dr. Ali Özdek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye&#8217;de her yıl ortalama 1 milyon 300 bin bebek dünyaya geldiğini, doğan her bin bebekten 3&#8242;ünün işitme engelli olduğunu söyledi.</p>
<p>Erken teşhisle bebeklerin yüzde 90&#8242;ından fazlasının tedavi edilebildiğini vurgulayan Özdek, ailelerin bebeklerine mutlaka işitme taraması yaptırtması gerektiği uyarısında bulundu.</p>
<p>Özdek, işitme taramalarının, üniversite ve devlet hastanelerinde ücretsiz olarak yapıldığını hatırlatarak, işitme kaybının genellikle genetik kaynaklı olduğunu belirtti. Anne adayının gebelik döneminde kullandığı ilaçların da bebekte işitme kaybına neden olabildiğine dikkati çeken Özdek, &#8221;Hamilelik sürecinde kullanılan kimi ilaçlar, gebelikte geçirilen enfeksiyonlar, doğum sırasında yaşanabilen sorunlar, bebeğin doğum sonrası yoğun bakımda yatması, bebekte özür bulunması da işitme kaybı açısından önemli risk faktörleridir&#8221; dedi.</p>
<p>Gebelik döneminde mutlaka hekime danışarak ilaç alınması gerektiğini belirten Özdek, anne adayının enfeksiyon hastalığıyla karşılaşması durumunda hekim kontrolünde tedavi olmasının önemine işaret etti.</p>
<p>Özdek, bebeklik sonrasında çocukluk döneminde de menenjit, sarılık, yüksek ateşli hastalık ya da havale geçirilmesi, iç kulağa zararlı bir takım ilaçlar kullanılmasının ileri dönemde işitme engelinin gelişmesi açısından risk faktörü olduğunu belirterek, &#8221;Ailede doğuştan işitme kaybı olan kişiler bulunması da doğumdan sonraki yıllarda işitme kaybı gelişme riskini artırır. Bu tür çocukların 6 yaşına kadar belirli aralıklarla hekim kontrolüne gitmeleri gerekmektedir&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>-&#8221;ÇOCUK, BİR YAŞINDA ÇEVREDEKİ SESLERE TEPKİ VERMELİ&#8221;-</strong></p>
<p>Sağlık Bakanlığı Ulusal Yenidoğan İşitme Taraması Bilim Kurulu üyesi olarak da görev yapan Özdek, işitme kaybı olan bir kişinin duyamadığı gibi konuşabilme becerisine de sahip olamadığını ifade ederek, bunun kişinin tüm ömrü boyunca sağlığını ve yaşam kalitesini bozan bir engel olduğunu söyledi.</p>
<p>Özdek, işitme kaybının, kişinin konuşma ve lisan gelişimini etkileyen ciddi bir sorun olduğuna dikkati çekerek, bebeğin konuşabilmesi için, çevredeki sesleri mutlaka net olarak duyabilmesi gerektiğini bildirdi. Özdek, &#8221;Dilsizlik gibi bir durum söz konusu değildir, sadece duyamamak buna neden olmaktadır. Duyamayan bir çocuk, dil kabiliyeti gelişmediği için konuşma yeteneği de kazanamaz. Eğer bebeğe doğumdan sonraki 1-2 ay içinde tanı konulur ve gerekli önlemler alınırsa, bebeğin normal büyümesi ve dil gelişimini tamamlaması sağlanabilir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Gelişimi normal devam eden çocuk için konuşma becerisi açısından iki yaşın kritik bir dönem olduğunu belirten Özdek, bebeğin doğuştan itibaren çevredeki sesleri duyarak büyüdüğünü ve iki yaşında konuşmaya başladığını anlattı.</p>
<p>Anne-babanın bebeklerinin doğuştan itibaren verilen seslere tepkisini kontrol etmesi gerektiğini ifade eden Özdek, sağlıklı çocukların da dil ve lisan gelişmelerinin takip edilmesinin önemine değindi. Özdek, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8221;Çocuk, bir yaşına geldiğinde çevredeki seslere tepki vermeli, ismiyle seslenildiğinde dönüp bakmalı, anne-baba-dede gibi kelimeleri çıkartabilmeli.</p>
<p>İki yaşına geldiğinde 40-50 kelimelik konuşma haznesine sahip olmalı. &#8216;Susadım, su ver&#8217; gibi iki kelimelik cümleler kurabilmeli. Üç yaşına geldiğinde ise kendisini ifade edecek daha fazla kelimenin yer aldığı cümleleri konuşabilmeli. Bunlarda aksama varsa işitme kaybı açısından incelenmesi için hekime başvurulmalı.&#8221;</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/nrcnzr.wordpress.com/420/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/nrcnzr.wordpress.com/420/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/nrcnzr.wordpress.com/420/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/nrcnzr.wordpress.com/420/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/nrcnzr.wordpress.com/420/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/nrcnzr.wordpress.com/420/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/nrcnzr.wordpress.com/420/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/nrcnzr.wordpress.com/420/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/nrcnzr.wordpress.com/420/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/nrcnzr.wordpress.com/420/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/nrcnzr.wordpress.com/420/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/nrcnzr.wordpress.com/420/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/nrcnzr.wordpress.com/420/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/nrcnzr.wordpress.com/420/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=nrcnzr.wordpress.com&amp;blog=6852507&amp;post=420&amp;subd=nrcnzr&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://nrcnzr.wordpress.com/2010/04/29/bazi-ilaclar-bebekte-isitme-engeline-neden-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/e8fe507da50cd277c202aadbfdba05dd?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">nrcnzr</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
